Tutamıycam kendimi yine "algı" meselesine yoğunlaşıyorum. Ama bu sefer farklı kollardan. Aslında çok net yorumlarımız var. Varlıklara sıfat takarken genelde zorlanmıyoruz. Yani bi cisme büyük, sivri, pürüzlü, ıslak ya da yumuşak demek zor değil. Hepimiz aynı kanıya varabiliriz. Ama işin içine estetik sıfatlar girince herkesin farklı yorumu çıkabiliyo. Bana çok normal gelmiyo bu, yani bi kıza hepimiz uzun diyebiliyorken, hepimiz güzel diyemiyoruz. Bazılarımıza güzel geliyo ama hepimize uzun geliyo.
Şu karışık ortamı şöyle daraltmaya çalışayım; hani dünyada bi düzen geliştiriliyo ve biz bu düzenin içine giriyoruz, beynimizin sınırları belli, bi cisim hakkında inceleme yaptıktan sonra fiziksel olarak hepimiz aynı yola giriyoruz. Ama estetik olarak bize bi ayrıcalık veriliyor. Ve arasından seçip, kendi sıfatımızı kullanıyoruz. Hani "zevkler ve renkler tartışılmaz" sözü var ya. Renkleri bilmem ama zevkleri ben tartışıyorum burda :) (renkler de renk körlüğüyle ilgili falandır herhalde bilemedim) Eşşeğin aklına karpuz kabuğu sokmak bence çok olumlu bir iş. Bunun üzerine daha çok yazı yazacağımı düşünüyorum, kafayı yicem falan sanmayın vallaha eğleniyorum bunları düşünürken :D
Çünkü beynimizin bu kadar sınırlandırılması çok garip, abi sen dünyaya gel, bi çark tuttur, ama bunu sorgulama. YEOOOH ÖYLE İŞ. Mesela sen doğuyosun, dünya denen bi gezegene geliyosun, işte neymiş okul diye bişey var, eyvallah diyosun eğitim görüyosun, devlet var eyvallah diyosun vergi veriyosun, ceza diye bişey var eyvallah diyosun hapse giriyosun. Düşünsene seninle aynı şartlarda gezegene gelen bi canlı, seni parmaklıklar arkasında tutmaya zorunlu kılıyo. Adama derler ki beynini çalıştır! Tamam şuan çalıştırıyorum... evett bu kısıtlamalardan uzaklaşmam gerek. Bi dakka ya niye uzaklaşıyorum ? ulan adam hazır sistem kurmuş, ben mi buluvercem yeni çözüm. ameeaaaan banane lan vergimi veririm eğitimimi alırım, beynim az çalışsa da olur. parmaklıklar arkasına gitmiyim ama nolur (kafiye) .. -jim morrison'a selami-
aleykümselami.
YanıtlaSil