Bazen beyni o kadar çok olayla meşgul oluyo ki insanın. Bu olaylar en yakınındaki insanlarla da ilgili olabiliyor ve kendi düşünceni kimseye söyleyemiyorsun. Söylenmemesi gerektiğini düşünüyorsun ve sözünde de duruyorsun. İşte o zaman iş çok garipleşiyo, yakınlarına ilgili gözlerle bakarken kendi içinde farklı şeyler düşünüyorsun. İyi rol yapabilmek lazım, çok tehlikeli bir iş. Çaktırmamak lazım. Yakınlarını asla kaybetmemelisin çünkü. Ama o düşünce içinde öyle bir büyüyo ki, daralıyorsun artık. Az kalsın birisine söyleyivereceksin, zor tutuyosun.
Tam da bu noktada çok komik bi hareket yapıyorsun; konudan tamamen alakasız, sağdan soldan ama dürüst birisine ne varsa anlatıyorsun. Her türlü ayrıntısıyla. Çünkü bi yere dökülmen lazım artık tutamıycaksın.O kişi de adamın hasıysa eğer, kendisinin tamamen "dökülme aracı" olduğunun farkında olan, ama dinlemeye devam edeni oluyor genelde.. Sen de anlıyorsun onun bu fedakarlığını, dökülmenin tadını çıkarıyorsun. Aslında orda konuştuğun karşındaki kişi değil, sensin. Bişeyleri kendine itiraf ediyorsun. Kendini tartıp biçiyorsun. Ama eğer bunu yapıyorsan, yanlış yaptığın bişey yok. Koy kafanı arkaya rahatla...
İçin dolu dolu gezme oğlum, bırak bu kuğul numaralarını...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder