Denizli'de istiklal caddesi vardır , oradayız, hava yeni kararmış . Misafirlerimiz var 3-4 gün boyunca bizde kalmışlar. Ama çoğu yabancı. Arabayla salak salak dolaştırıyorum ,kavşakta dönüp duruyoruz falan.. Hatta yolda biyer var akbil basmanın arabalı versiyonu gibi , gişeler gibi yani. Yanlışlıkla oradan çıkıyorum, "tühhh beee bidaha akbil bascam" diyorum. Sonra iniyoruz arabadan. Bi baloncu geliyo, balon alıyorum. Balonu tutup bi zıplıyorum havalanmaya başlıyorum ama 1 metre falan havalandıktan sonra korkup bırakıyorum hep. Neyse sonra bu misafirlere diyorum ki "gördünüz mü size söylemiştim 3-4 gün boyunca çok eğleneceğimizi.. Evlerine uğurluyorum bu dingilleri. Sonra birden mekan değişiyor, denizli merkez kapalı spor salonundaki iğrenç soyunma odalarındayım. Orda bi posta kutusu var, bi görevli geliyo üzerinde benim adım yazan zarfı içine atıyo. Abi diyorum adım yazıyodu yaaa naaptın, açıyo hemen içini. Arıyorum arıyorum bulamıyorum kendi zarfımı. Neyse tam o sırada Efes Pilsenin (Anadolu Efes) şuanki kadrosu içeri giriyo. Ben yine kuul takılıyorum hiç heycanlanmamış gibiyim. Kerem Tunçeri yanımda biyerde takılıyo, ben dayanamıyorum "abi sonuçta her zaman böyle bi an yaşamıyorum" diyip muhabbet etmeye başlıyorum. Neyse biraz konuştuktan sonra biz şebek şebek fotoğraf çektirmeye başlıyoruz. Baya enseye tokat göte parmak olmuşuz yani. Sonra çok garip bi şekilde bütün takım soyunma odasında yer sofrası kuruyolar. Hatta hepsi sığamadığı için iki tane çember oluşturuyolar. Yemekler de böyle yoğurt çorbası turşu falan. Hatta bi ara çorbayı direk tepsiye döküyolar, "hadi beyler yiyin şunları" falan diyo kerem tunçeri. Çorba da dağılmıyo haa böyle löp diye düşüyo. Sonra bana bişeyler soruyo, ben de "abi dışardan gözüktüğü gibi mükemmel bi hayatınız yok" falan diyorum. Sonra bişey oluyo, akşam bi program varmış ben de çıkcakmışım. Hatta kör bi çocuk basket oynayabiliyomuş, o da çıkıyo. Sunucular falan hazırlanıyolar programa, o arada ben kapalıda 2-3 şut atıyorum kör çocukla beraber. Bana bişeyler sorcaklarmış akşam, ben acayip stres oluyorum ne cevap versem diye kelimesi kelimesine düşünüyorum. Sonra bişey unuttuğumu farkediyorum (ne olduğunu hatırlamıyorum uyanınca o kadar hızlı yazamadım). Sunuculara gidip "benim gitmem gerek programa katılamıcam" diyorum. Tam hazırlanırken bi ter bastırıyo ama öyle böyle değil. O kadar çok terliyorum ki böyle su gibi akıyo. Boynumdan şeffaf işiyorum resmen. Tam o anda uyanıyorum, hemen boynumu kontrol ediyorum : kuru.
Valla bu rüyanın konuları o kadar kopuk ki, ben yazarken sıkıldım siz buralara kadar kesin gelememişsinizdir. Ama kopuk olması da bi o kadar enteresan geliyo. Galiba çok salak bi hayatım var, hiç bi düzen yok herşeyden yüzer gram almışım resmen. Rüyanın içinde gerçekten çok saçma kısımlar var, mesela posta. Sen niye rüyaya girdin ki yani, 3-5 saniye rolü var ve bütünle hiç bi alakası yok. Ya da kör çocuk. Bunların cidden bi anlamları mı var lan, neyse varsa da bilmek istemiyorum korkarım bu işlerden. Bi de şu kuul takılma huyum, 2 rüyadır niye zoruyosam, ünlü gördünmü heyecanlan işte niye kasıyosun, artis ! Ama mekan da hep denizli haa, özledim yine galiba şu finaller bitsin direk gitcem. 2 hafta durur dönerim ya, istanbul varken napcam denizlide tseeh..
27 Mayıs 2012 Pazar
25 Mayıs 2012 Cuma
Beynim Rüya Görmüş - 1
Cem yılmaz beni tanıyo, arkadaş yani. Sokağın öbür tarafından bana laf atıyo. Ben de sanki hiç heycanlanmamışım gibi kuul cevaplar veriyorum. Yanına gidip hemen kafasına asetatlar yapıştırıyorum silikonla. Ama çok büyük asetatlar. Sokağın ilerisinde konser var, oraya gitcez beraber. Bi odanın içinde oluveriyorum birden. Meltem geliyo pencereden maymun gibi içeri giriyo. Biyerden bahar geliyo, morali çok bozuk, denemesi çok kötü geçmiş. Sonra sahne önüne doğru gidiyoruz hep beraber. Ama sahneyi geçip daha sakin biyere gidiyoruz, müzik sesinin geldiği. Orda cem yılmaz kayboluyo. Yerde sarhoş insanlar var öküz gibi içmişler. Bi kız, yerdeki çocuğu kaldıramıyo. Yardım ediyim diyorum, çocuğun belinden üstü yok sadece bacakları var. Onlar da titriyo. Bana garip gelmiyo, çünkü "sarhoş oldukça vücut parçalanır" gibi bi mantık var rüyada. Titriyo yerde yatan herkesin bacakları, hepsini acile götürmemiz lazım. Hepsini bi cafeye çıkarıyoruz. Cafenin 4. katında banyo gibi bişey var, orda ön tedavi uygulanacak sonra ambulans alıp götürecek, plan bu. Yukarı döner merdivenlerden çıkıyoruz, merdivenleri inceliyorum. Tam o sırada elimdeki bacaklar bütün vücut oluveriyo. Kes beni diye inliyo vücut. O sırada atılla ben bu cafenin çok güzel oldugunu, şunları bıraktıktan sonra bizimkileri çağırıp biraz oturabileceğimizi düşünüyoruz. O arada uyanıyorum...
Aslında "kes beni" diye inlemesine rağmen korku içerikli bi rüya değildi, uyanınca anladım korkunç bişey olduğunu. Ayrıca mimarlığın hayatıma bu kadar saçma işlemesine de sinir oldum. Kafasına asetat yapıştırmak ne lan. Noluyo yani yapıştırınca onu da anlamadım. Ya da en telaşlı anda merdivenleri incelemek falan. Neyse efendim çok daha karmaşık ve saçma rüyalarla yakında karşınızdayım HHeheheheyyy. (Meltem seni seviyorum)
Aslında "kes beni" diye inlemesine rağmen korku içerikli bi rüya değildi, uyanınca anladım korkunç bişey olduğunu. Ayrıca mimarlığın hayatıma bu kadar saçma işlemesine de sinir oldum. Kafasına asetat yapıştırmak ne lan. Noluyo yani yapıştırınca onu da anlamadım. Ya da en telaşlı anda merdivenleri incelemek falan. Neyse efendim çok daha karmaşık ve saçma rüyalarla yakında karşınızdayım HHeheheheyyy. (Meltem seni seviyorum)
23 Mayıs 2012 Çarşamba
"Beynim rüya görmüş" başlıyor...
Şöyle bişey duymuştum, sabah uyandığınızda ilk 5 dakika içinde rüyalarınızı ayrıntılı hatırlayabiliyorsunuz, ama 5-10 dakikadan sonra teker teker silmeye başlıyo beyin. Ayrıca en uzun rüyanın 7-10 saniye olduğunu da duymuştum.
Yeni bi alışkanlığım var, sabah uyanır uyanmaz hemen telefona sarılıyorum, rüyanın en ayrıntılı kısımlarını bile yazıyorum mesaj kısmına. Şok oldum resmen, o kadar uzun bi mesaj oluyo ki , 10-15 kısa mesaj uzunluğunda falan oluyo.
Tek tek yazıcam buraya hepsini. Öyle manyak komik zuıhSUAHUIAHAA diye gülceğimiz şeyler değil ama o kadar saçma oluyolar ki bütün ayrıntıları yazınca. Yani çok parça pinçik rüyalar görüyomuşum meğerse. Rüyada neden olduğunun hiç bi açıklaması olmayan kısımlar oluyo. Altına da 3-5 cümle kendi düşüncelerimi yazıcam, bilinçaltıma sövebilirim belki , öyle yani paylaşıyım dedim, siz de deneyin lan valla çok garip, akşam okuduğumda bile oha bu rüyayı ben mi görmüştüm diyorum. DENEYİN!
19 Mayıs 2012 Cumartesi
6 Mayıs 2012 Pazar
Ekmek parası kazanan mete modeli
Yeniden laterne kafede çalışmaya başladım. Sadece haftasonları ama bu sefer. Geçen sene 2 ay çalışmıştım, ilk başladığım zamanlar kendimi gaza getiriyodum "meteee lannn kendi ayaklarının üzerinde duruyosunn artık hayat sana daha kolay gelicekkk" falan diyodum. Halbuki bilgisayar parası için girdim, bilgisayarı aldım çıktım, öyle evi geçindirdiğim, eve ekmek getirdiğim falan yoktu yani. Ama güzeldi işte gece paranı alıp çıkmak. Nehirle beraber çalışıyoduk, tiplerle yurda gider gitmez yemeksepeti söylerdik. Oysa kafede bissürü yemek var ama illa yemeksepeti olcak müsrüflük yapmadan tadı çıkmıyo bu işin. Maaşı da hiç dokunmadan bankaya yatırırdım ohh..
Neyse efendim yine başladım bu sene ama sadece haftasonları ve part time çalışıyorum. Abla sağolsun kırmadı hemen işe aldı. Gerçi eleman açığı varmış "tabi tabi mete istediğin zaman gel takıl" diye ayak yaptı ama gözleri yalvarıyodu ben gördüm.
Ulan geçen sene sıkılmıştım falan ama bu sene valla özlemişim biraz be. Çok hoşuma gitti tekrar oranın elemanı olmak. Aslında bunun bariz bi nedeni var o da şu; abla bulaşık bakinesi,buzdolabı,kahve makinesi almış. Ne kahve yapmakla ne de bulaşık yıkamakla uğraşıyorum. Yukarıda da iki tane teyze çalışıyo, işim düşünce "peynirli omleeeeettt!!" diye bağırıyorum yapıyolar ohhh missss.. Sadece servise çıkıyorum nerdeyse.
Ha bide 50-60 yaşlarında bi teyze çalışıyo, çok tatlı, muhabbeti de çok güzel ama "teyze 2 çay koyarmısın" derken bile utanıyorum lan. Napcam bilmiyorum höfff... Bide bana siz diyo. Siz nerelisiniz, siz çok yorgun görünüyosunuz falan... Bu iş böyle gitmez ! Naapıyım ediyim o teyzeyi kovdurıyım HEHEHEHE.
Ayrıca pelini de işe dahil ettim, beraber çalışıyoruz laf falan atışıyoruz sıkılmıyoruz, ayaklarımızın üzerinde duruyoruuzz aabbbii, kimseye ihtiyacımız yokkk bizimm, allahınn fakirlerii size mi kaldıkk, yeter bu lanet hayattan çektiğimizz !!
Neyse efendim yine başladım bu sene ama sadece haftasonları ve part time çalışıyorum. Abla sağolsun kırmadı hemen işe aldı. Gerçi eleman açığı varmış "tabi tabi mete istediğin zaman gel takıl" diye ayak yaptı ama gözleri yalvarıyodu ben gördüm.
Ulan geçen sene sıkılmıştım falan ama bu sene valla özlemişim biraz be. Çok hoşuma gitti tekrar oranın elemanı olmak. Aslında bunun bariz bi nedeni var o da şu; abla bulaşık bakinesi,buzdolabı,kahve makinesi almış. Ne kahve yapmakla ne de bulaşık yıkamakla uğraşıyorum. Yukarıda da iki tane teyze çalışıyo, işim düşünce "peynirli omleeeeettt!!" diye bağırıyorum yapıyolar ohhh missss.. Sadece servise çıkıyorum nerdeyse.
Ha bide 50-60 yaşlarında bi teyze çalışıyo, çok tatlı, muhabbeti de çok güzel ama "teyze 2 çay koyarmısın" derken bile utanıyorum lan. Napcam bilmiyorum höfff... Bide bana siz diyo. Siz nerelisiniz, siz çok yorgun görünüyosunuz falan... Bu iş böyle gitmez ! Naapıyım ediyim o teyzeyi kovdurıyım HEHEHEHE.
Ayrıca pelini de işe dahil ettim, beraber çalışıyoruz laf falan atışıyoruz sıkılmıyoruz, ayaklarımızın üzerinde duruyoruuzz aabbbii, kimseye ihtiyacımız yokkk bizimm, allahınn fakirlerii size mi kaldıkk, yeter bu lanet hayattan çektiğimizz !!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)