19 Ağustos 2014 Salı

^1 Günlükleri 'Final

Hala yaşadığım şokun etkisinden çıkamadım. Birkaç gündür etrafa boş boş bakıyorum. Günlük yazdığımı bile daha yeni hatırladım sanki. Tüm bildiklerimi tane tane anlatmaya çalışacağım fakat benim bile beynim patlamak üzere, bir süre sonra kaldıramamaya başladım bu kadar yeni bilgiyi. Sanki ilk kez okula başlamışım gibi tarihimi, anatomimi, kültürümü hatta kimliğimi bile ilk kez öğreniyorum. Beni belirli aralıklarla seansa sokuyorlar ve yeniden doğmamı sağlıyorlar.

İlk olarak bana kendi tarihlerinden bahsettiler. Kendilerine Elcaro diyorlar. Bu insan ırkı bundan yaklaşık 23 ışık yılı önce (Elcaro zaman sistemine göre) ^^21'de yaşayan bir ırktı. Teknolojik gelişmeler gezegeni terketmeye elverişliydi. ^^21 kaynaklarını tükettikleri için buna ihtiyaç duydular. Boşalan gezegeni ise adeta devasa bir laboratuvara dönüştürdüler. Bu teknoloji o kadar hızlı gelişiyordu ki mekanik gelişmeleri atlayıp bir an önce biyolojik deneylere geçtiler. Kısacası robot yapmayı bırakmışlardı, artık insan üretiyorlardı! Bu el yapımı insanları doğal ortamlarına bırakıyorlar ve birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarını inceliyorlardı. Çok kısa bir süre içinde sorun çıkaran insan modellerini elediler ve "mükemmel insan"a ulaştılar. 

Artık insan ırkının yaşamasına en elverişli gezegende sadece büyük deneyler yapılıyor böylece kendi yönetimlerinde hata payını sıfıra indiriyorlardı. Saf insan topluluğu olan Elcaro'da ortaya atılan bir tasarı yapay insanlarla ^^21'de deneyimleniyor; sonuç başarılıysa tasarı onaylanıyor, başarısızsa bir an evvel vazgeçiliyordu. Yapay insanlar kendilerini simule eden Elcaro'dan habersiz medeniyet seviyesiyle övünüyor fakat başarısız deneyler sonucu oluşan savaşlar,toplu hastalıklar hatta doğal afetlerle mücadele ederek yaşamaya çalışıyorlardı. 

Yıllar geçtikçe yapay insan ırkı teknolojisini bir şekilde geliştirmeyi başardı ve uzay seyahatleri başladı, ardından önce ayda sonra gezegenlerde kolonileşmeler beraberinde geldi ve son olarak karadelikleri keşfettiler. Tüm bu gelişmelerin sonunda ise yapay insanlar ^1 karadeliğini keşfedip yerleşmeye karar verdiler. Yani biz! Şuan yanımda oturan insanların elleriyle üretilen organizmaların soyundan geldiğime inanamıyorum! Biz ki, kendimizi evrenin en güçlü ırkı zannederken yaptığımız her hareketin kontrol altında tutulduğunu öğrenmek akıllara durgunluk veriyor. Peki ^^21'de bulunduğumuz zamandan bu yana kendilerini bizden gizlemeyi başaran Elcaro neden beni tercih etti? İlk olarak bunu tam olarak anlayamamıştım. Fakat sonradan öğrendiğime göre bunca yıldır tüketime ve yükselmeye eğilim gösteren yapay insanlar arasında geçmişine ilgi duyan birisi olarak tespit edilmişim. Üzerimde birkaç çalışma yapılacak, bu parazitin nedenleri araştırılacak ve rapor edilecek. Ardından yeni versiyonlar üzerine benimle beraber çalışacaklarını söylediler. Ekip olarak geri gönderilmemiz imkansız olacağı için ben yeni versiyonlar üzerinde çalıştırılacağım, ekibim ise iyi şartlar altında teknisyen olarak çalıştırılacaklar. Burada ne bir agresiflik ne bir acımasızlık ne de bir haksızlık söz konusu. Ama her ne olursa olsun tüm bunlar bizi denek olarak kullanıp, hayatımızı sömürdükleri gerçeğini değiştirmiyor.

15 Ağustos 2014 Cuma

^1 Günlükleri '10

Kaçtık! Düşündüğümden çok daha kolay oldu. Rütbem gereği kaçış anında şüphe uyandırmadım fakat ekip olarak yokluğumuz mutlaka anlaşılacaktır. 

Bugünden sonra yazacaklarım belki ileride yeni bir çağa ışık olabilir. Olabilir diyorum çünkü ben de tam olarak daha aydınlanmadım. Ama bir şeyler döndüğü çok belli çünkü tüm evrene hakim bir ırkın bulunduğu karadeliğe, direkt olarak bir özneyi hedef alıp (yani beni) mesaj gönderip iletebilmek ve hiç bir güvenlik sistemine yakalanmamak normal bir olay değil. Üstelik şuan tamamen yönlendirildiğimin farkındayım ve kontrolü onlara bıraktım. Çünkü biliyorum ben o eski film senaryolarındaki şüpheci ve seçilmiş kişiyim. Bunu nasıl anlamış olabilirler? Bu günlük dışında hiçbir yere memnuniyetsizliğimi dile getirmiyorum. 

Bir dakika, tabi ya! ^^21'e ulaşma isteğim ve bu teklifimin geri çevrilmesi belki tüm bunları tetiklemiştir. Odamın dışında ^^21 kelimesinin geçtiği tek an. Acaba kurulda casus mu var? Nasıl haberleri olabilir? Neyse şuan için önceliğim oraya ulaşmak. Onların ^^21'e ilgisi olduğunu neredeyse kanıtlamıştım. Belki beni bir yol gösterici olarak kabul edecekler. Ama elimde herhangi bir teknik bilgi yok ki. Acaba hayatımı ve düşüncelerimi tehlikeye mi atıyorum? 

Neyse bu kadar adım geldim ve bir kurgunun içine girdim, bir hiç uğruna ölmek bunun sonucu olamaz. Bu arada hala hedefe ulaşamadık, zamanın baskısını üzerimde hissediyorum, ^1 karadeliğinden ilk kez bu kadar uzaklaşıyorum. Ekibi dinamik tutmak benim görevim, hepsi benim için bu görevi kabul ettiler. Bu yüzden uzay aracında bile günlük yazmak kafamdakileri toparlamamı sağlıyor.

2 Temmuz 2014 Çarşamba

^1 Günlükleri '9

İçimde insanlarla iletişime geçme heyecanı gitgide büyüyor. Kafamda bir kaçış projesi oluşmaya başladı. Kuruldan gizlice bu görevimi sonlandırmalıyım. Planlı bir şekilde ilerlemek için 3 departman belirledim: Ulaşım Ekibi, İletişim Ekibi ve olası durumlar için Savaş Ekibi. Ekipler tamamen güvenilir kişilerden oluşmak zorundaydı. Bu yüzden çevremdeki insanları listeme eklemeye başladım.

Bizi en çok yoracak iş iletişim olacak. Bu yüzden ^^21'deki insanların dillerini araştırmaya başladım bile. Özellikle kullandığı özel isimler çok farklıydı. Mesela onlar ^^21'e Dünya, ^^18'e Güneş, ++3'e Samanyolu, ^^3'e de Sagittarius A* diyorlar. Onlarla ilgili edindiğim her bilgi beni şaşırtmaya devam ediyor.

Liste yavaş yavaş belli olmaya başladıktan sonra ekipmanların listesine geçtim. Kullanacağımız taşıtlar ve araçlar bir an önce ve gizlice imal edilmesi gerekiyordu. Ve tabi ki kullanacağımız kaçış rotası... Aşağıdaki solucan deliğini kullanarak uzay-zamanı bükeceğiz ve ^^3'ten (yani onların deyimiyle Sagittarius A*) çıkacağız. İşin sonunda beni orada bekleyenin ne olacağını merak ediyorum. Normalde gözlemleyemediğimiz bir cisim biz oraya gittiğimizde umarım karşımıza çıkar. İnanıyorum ki çıkacak.

Evet günlüğü yazmak hem heyecanlı oluyor hem de süreç kayıt altına alınmış oluyor fakat önümüzdeki günlerde her şeyi organize etmem gerekeceği için en az kaçış gününe kadar yazmayacağım. Umarım bir sonraki sayfada size olumlu haberlerle döner, ekipmanlarım ve ekibimle yolda olurum. ^^3'te görüşürüz !

29 Haziran 2014 Pazar

^1 Günlükleri '8

Sanırım bu şeyi çözdüm. Belirli aralıklarla çektiğim fotoğrafları karşılaştırdım ve farkettim ki bu moleküle benzeyen şeyin içindeki her bir küçük kütlenin kendi yörüngesi var. Birbiri etrafında dönen bu kütlecikler uzay-zamanın sadece bir parçası gibi davranıyordu. Bu şifreyi çözecek tek şey tabi ki parametre robotları olabilirdi. Hemen tüm verileri robota yükledim ve yörünge sürelerini ve kütlelerini oranlamasını istedim. Çıkan sonuç tam da beklediğim gibi, bu bir haritaydı! Üstelik robot sabit olan kütlenin %97 ihtimalle ^^3 olduğunu söylüyordu. Yani ++3 galaksisinin merkezindeki küçük ölçekli bir karadelik. Diğer bütün kütleler onun çevresinde dönüyordu. Kısacası elimde adeta ++3 galaksisini tutuyordum.

Artık anlamıştım ki bu bana gönderilen bir mesajdı. Çünkü ^1'de benden başka ^^21 ile ilgilenen kimse yoktu. ^^21 , ++3 galaksisinde bulunuyordu. Benim elimdeki bu modelde ise ^^3 ve ^^18 sistemi dışındaki diğer yıldızlar yoktu. Bunun nedenini anlamak için parametre robotunun raporunu elime aldım. Ancak farklı bir sorunla karşılaştım. Hata raporunda parametreye uymayan bir kütle olduğu yazıyordu. Gerçekte hiç olmayan bir kütle. Hemen elime modeli aldım. Bu küçücük parçayı buldum ve sonuç inanılmaz! Az da olsa titriyordu!

Bulmacayı yavaş yavaş çözüyordum ve bütün bunlar doğru yolda ilerlediğimin habercisiydi. Ve artık anladım ki diğer yıldızların olmamasının nedeni birileri beni çağırıyordu ve gitmem gereken yerin koordinatlarını eksiksiz bana ulaştırmıştı. Ayrıntılara gerek yoktu. Şuan için bildiğim tek şey var, bu macerada yalnız olmam gerekiyordu.

24 Haziran 2014 Salı

^1 Günlükleri '7

Çok uzun ve esrarengiz bir gündü. 1 hafta boyunca yoğunluktan yazamadım fakat bugün heyecandan koşarak günlüğü elime aldım ve yazmaya başlıyorum. Öncelikle bugün ^^^13 gezegeni yuvasına oturdu. Tüm sistem tatbikatlarda olduğu gibi başarılı bir performans gösterdi. Bir beyaz cüceden bile binlerce kat daha küçük olan bu gezegen adeta deneme sayılabilecek bir tecrübe yaşattı bize. Yarı çapı yaklaşık 8000 kilometre, sıcaklığı ise -200 santigrat'a yakındı ve tamamen buz ve engebeli bir topoğrafyaya sahipti.

Enerjisi durulduktan sonra tüm sistemi kapattık ve küçük bir kutlama gerçekleştirdik. Hemen ardından araştırma ekibimi alıp inceleme yapmak için gezegenin bulunduğu alana doğru yola çıktık.Oraya vardığımızda yoğun bir gaz bulutu bizi oldukça zorladı. ^^^13 çoktan karadeliğin yapısına karışmaya başlamıştı bile. Formunu kaybediyordu ve sıcaklığı yükseliyordu. Kabuğu tamamen bozulmadan oraya ulaşmamız lazımdı ve ulaştık da...

Orada örnekler toplamaya başladık ve koruyucu kapsülün içine girip bizzat kendim inip incelemek istedim. İşte tam o sırada hayatımı değiştiren bir olay gerçekleşti. Havada uçan bir çok parçacığın arasından sıyrılıp gelen bir madde topluluğu tam yüzümün önünde durdu. Sanki beni arıyordu ve sonunda buldu. Durduktan sonra titreşime ve dönmeye başladı, beni gördüğüne çok sevinmiş gibiydi. Onunla iletişime geçmeye başlamıştım. Ardından kapsülden elimi çıkardım ve onu incelemeye çalıştım. Hayatımda hiç böyle bir şey görmemiştim, bir molekülü andırıyordu ve çok küçük birimlerin bir araya gelmesinden oluşmuş bir yapıydı. Üstelik bu birimler canlı gibiydi fakat taklit yapıyorlardı. Hepsi bir araya gelmiş bana bir şeyler anlatmaya çalışıyorlardı sanki. Ve o anda farkettim ki ben ekipten uzaklaştığım anda yanıma gelmişti bu şey. Hemen onu kendi örnek bölmeme yerleştirdim. Kimseye göstermeden odama kadar getirdim. Şuan yanımda duruyor, enerjisini tüketti. Artık ne bir ışık yayıyor ne de hareket ediyor. Ama hala onu çözmemi istiyor. Kimseye bu durumdan bahsetmeyeceğim çünkü kurulun onu alıp çok bilmişlerin elinde harcayacağından eminim. Keşke elimden bir şey gelse...

^1 Günlükleri '6

Artık projeden haberi olmayan kalmadı. Tatbikatlar sürüyor. Bu halk bu tip tatbikatlara alışkın zaten. İnsanların artık meslekleri pek yok, hayatlarını devam ettirebilmeleri için günlük işlemlerden geçmeleri gerekiyor. Ki bütün zamanlarını atmosfer, basınç dengesi ve doku kontrolleri yaptırarak geçiriyorlar, kalan zamanlarına ise sosyal dilim deniyor. Kurulun iletişime verdiği değer en üst seviyede.

Tatbikatlar yarın bitiyor. Haftaya ilk gezegen bize ulaşacak. Tarihte ilk kez bir gezegeni solucan deliğine yollamadan kendi menfaatimiz için kullanacağız. Üstelik gezegeni özellikle seçtik, itme gemilerini yollayıp rotaya soktuk, şuan bize doğru yaklaşıyor. Seçim yapmak zorundayız çünkü sistemin performansı sınırlı. İç çekirdeği eriyik ve içine çökmüş bir gezegen olmak zorunda. Böylece kütlesi yüksek ve aynı zamanda hacmi küçük gezegeni tarla koridorlarından geçirebileceğiz. Önceden de bahsettiğim gibi bize onların kütleleri lazım. Eğer sistem yüzümü kara çıkarmazsa amacıma ulaşmış olacağım.

17 Haziran 2014 Salı

^1 Günlükleri '5

Kısa zamanda çok aşama kaydettik. Parametrik robotlar vızır vızır çalışıyorlar. Neredeyse projenin ana strüktürü belli oldu. Spesifik noktalarda konumlanan birkaç yapay kütle çekim sistemi, birkaç tane de şok dalgası emisyonu olacak. Kalan görevlere ise el sürmeyeceğiz. Şu aralar simülasyonlar üzerine çalışıyoruz ve olumlu sonuçlar alıyoruz. Tünel ağızlarını genişletme emrini verdik, her ne kadar karadelik gezegenleri milyon defa küçültse de her ihtimali göze almamız gerekiyor. Boyutları küçük olsa bile çok büyük bir enerjiyle "ağız"dan geçiyor bu devasa gezegenler. Tünel çıkışında ise bu gezegenleri kontrol tarlası karşılayacak. Önceden belirlenen alana gezegeni oturtabilmemiz için onu yönlendirmemiz gerekiyor. Ürettiğimiz bu proje ile, tüm bu işlemleri gezegene dokunmadan yapacağız.

Teknoloji insanlığın oluşumundan beri durmaksızın ilerledi, bu gelişim üzerindeki en büyük pay, bırakılan belgeler oldu. Kim bilir belki geleceğin insanı benim bu basit günlüğümü okuyup kendisine rehber edinir. Ancak o okuyucu bu günlükte çok daha heyecanlı şeyler bulacak. Daha yazmadığım şeyleri... İnsan ırkının farklı zaman dilimlerini çakıştırıp birleştiren ilk insan olacağım. ^^21 ' de yaşayan insanlar bize göre çok ilkel olsalar bile bütünüyle bilgi kaynağıdırlar. Bizde olmayan bir çok bilgi... Belki de onlar bizim geçmişimizdir? Belki de orada kendi atalarım yaşıyordur? Büyük büyük dedemle aynı anda yaşıyorumdur belki?

7 Haziran 2014 Cumartesi

^1 Günlükleri '4

Karadeliğin boş bölgelerine kütle yönlendirebilmemiz için aktarım tünelleri inşa ediliyor bu aralar. Ne de çabuk ! Halk henüz filtre sisteminden haberdar değilken tünel inşaatlarına anlam veremiyor doğal olarak. Ama burası ^1 , içinde zamanın olmadığı ve tüm evrene kafa tutan karadeliğin içindeyiz. Teknolojik gelişmeler ışık hızıyla devam ederken benim insan beynim bu hıza eşlik edemiyor. Şu birkaç gün içinde en fazla 3-4 fikir bulabildim. Aslında tek yapmam gereken kafamı ellerimin arasına alıp düşünmek. Fikri verdikten sonra tüm hesaplamaları parametre robotları hallediyor. Ama çok komplike bir mesele bu. Devasa gezegenlerin doğal yönelimlerini saptırmaktan bahsediyoruz. Aslına bakarsanız en güçlü iki fikrim arasında kaldım. O gezegenlerin, ya enerji alanlarını doğru açıyla yerleştirerek sekmesini ya da yapay kütle çekimi etkisiyle yumuşak bir dönüşe zorlanmalarını sağlayacağım. Halkın kullandığı yapay yerçekimi prototiplerinin binlerce kat büyüğünü hayal edin !

Evet çok yavaş başladım ama hızlanıyorum sanırım. Artık fikirlerin elle tutulur cinsten olması kurulun gözüne girmemi sağlayacaktır. Evet bunu istiyorum çünkü hayallerim var, beni dinlemelerini sağlamam gerek. Son teklifimde sinek vızıltısı gibi geldim onlara. Ama işler değişecek. Projeyi bitireceğim ve sistemin mimarı olarak sahada her türlü kontrolü yapacağım. Kusursuz bir şekilde kütle artırımını sağlayacağım. Evet.

5 Haziran 2014 Perşembe

^1 Günlükleri '3

Son günlerde çok fazla içimden konuşuyorum. Düşündüklerim ve yaptıklarım birbirini tutmuyor. Yabancı hissediyorum kendimi, arkadaş istiyorum. Çevremde kimseye içimi dökemem, beni fazla duygusal bulurlar. Ama artık umursamayacağım bu düşüncelerimi, herkes ne yapıyorsa onu yapacağım. ^ 1 karadeliği beni yoruyor, yönetim kurulu proje departmanında çalışmak yerine, sıradan bir insan olabilirdim. İnsanoğlunun açgözlülüğü dinmek bilmiyor burada. Aramızda kalsın son zamanda karadeliği yapay olarak genişletip çekim gücünü maksimize edeceklerini duydum. Böylece tüm evreni kendi kontrolümüzce burabilecekmişiz. Bahsettiğim filtre sistemine entegre çalışan kütle toplayıcısı ile yakalananları, karadeliğin kullanılmayan alanlarına konuşlandıracaklar ve karadeliğin kütlesini artıracaklar. Gerçi herşeye rağmen iyimser bir topluluğuyuz. Savaş planlarımız olmadı ve olmayacak gibi duruyor. Ya da bize söylenen o .

Bunları yazarken elime bir not geldi. Filtre kontrol sisteminin araştırma geliştirme bölümüne geçici olarak atanmışım. Yani içeri giren devasa kütleleri solucan deliğine girmeden kontrollü bir şekilde nasıl yönlendirebiliriz bulmam ve fiziksel olarak yapılabilir kılmam gerekiyormuş. Tam da ^ 1'e teslim olmuşken nasıl bir zamanlama jesti bu, teşekkürler! Önümüzdeki birkaç gün yazamayacağım gibi duruyor bu durumda, filtrenin belini kırmam lazım.

19 Nisan 2014 Cumartesi

^1 Günlükleri '2

Ne zamandır yazamadım, çok yoğunuz. Geçenlerde kurulda toplantı yaptık. ^^21'e ekip gönderme teklifimi sunmaya fırsatım bile doğru dürüst olmadı. Gündem şu aralar çok yoğun çünkü yenilikçi malzemelerin bulunuşuyla karadelik ağzına filtre yapımı söz konusu. Eğer mühendisler bunu başarırlarsa evren dışı çabayla üretilmiş ilk geri sekme sistemi olacak. Karadeliğin pençesine düşen istemediğimiz oluşumları geri çevirebileceğiz. Fakat bunu tek bir madde için bile kullanmak oldukça pahalı. Keyfimizce kullanamayacağız, ki kullanmamamız da gerekir bana kalırsa. Bu güne kadar varımızı yoğumuzu karadelik kapısından içeri giren tehlikeli maddeleri pasif hale getirmeye adadık, doğrudur. Fakat aynı zamanda çok şey de öğrendik, teknolojimizin evrende eşi bulunamaz hale gelmesinin yegane sebebi budur. Korkularımız bizi güçlendirdi. Şuan bir çok şeye sahibiz, kendi ürettiğimiz çekim sistemleri, enerji akımlarını kontrol eden sistemler, alıcılarımızın hassaslığı ve son olarak istediğimiz performanstaki hammeddeyi üretmek için atomları çakıştırarak yeni bir madde üretmeyi başaran laboratuvarlarımız. Aslında şunu farkediyorum, geçmişimize bu kadar hakim oluşumuz bizi özümüze bağlı kılıyor. İlla eski yer çekiminin bir simülasyonuna bağlanıyoruz mesela. Çekimi seviyoruz. Halbuki çekimsizlik bedenin özgürlüğü sayılabilir. Ama biz karadelik içinde bile olsak, illa ki bir yere dayanmak istiyoruz. Sırf bu yüzden portatif çekim simülasyonu sektörü aldı başını gidiyor. Tabi eleştirilmesi gereken bir şey değil bu. Her zaman daha iyisini bulacağımız artık neredeyse kesin, geçmişe dönmenin hiç bir zararı yok. Mevcut teknolojiyi koruduğumuz sürece...

Bu arada yapı sektöründe çekimli ve çekimsiz yapılar birbirine entegre olmaya başladı. Oldukça heyecan verici bir gelişme, bunun üzerine bir araştırma yapmalıyım. Kurulun peşinde koşturmaktan çok sıkıldım, yeni bir uğraş bulmam lazım. ^^21 orada bizi beklerken saçma sapan şeylerle uğraşıyoruz. Buradaki 1 gün onlarda yaklaşık 1.000 güne denk geliyor. Tabi burada günleri sayan bile yok. Onlar ^^18 e göre yaşıyorlar üstelik günlerinin yarısında bedenlerini dinlendiriyorlar, pasif hale geliyorlar. Neyse acele etmemiz lazım. Filtreymiş...

13 Nisan 2014 Pazar

^1 Günlükleri

Yine genç ve meraklı öğrencilerden birisi geldi bugün. Her zaman onların gelişine çok heyecanlansam da hiçbir zaman bunu kendilerine belli etmedim. Bugünkü genç bize en çok sorulan soruyu sordu; görünürde bir savaş düşünüyor musunuz? Ne çok seviyorlar savaş haberlerini, hemen senaryolar yazalım, oyunlar üretelim istiyorlar. Aslında çok iyi anlıyorum bu heyecanı. Onları bu şevke iten bizler ve bir önceki jenerasyon aslında. Eğer biz evrendeki bilgileri yakalayıp yutan sistemlerimizi geliştirmeseydik, ellerine bu kadar malzeme vermeyecektik. Acaba gizli mi tutmalıydık bu bilgileri? Halka sunmamalı mıydık? Sanmıyorum, doğru yaptık bence. Akrabalarımızın ne halde olduklarını bilmek onların da hakkı. Üstelik sistemin yakaladığı ve beni en çok etkileyen bilgi, eski evimizde akrabalarımızın oluşu! İnanamıyorum, hala zamanla uğraşıyorlar. Yaşlanıyorlar, ölüyorlar. Ben burada onlara acırken, genç beyinler gelip savaş olacak mı diye soruyor! 

Ama ben en yakın zamanda bir bildirge yayınlayacağım. Bu akrabalarımızla ilgili en spesifik bilgileri vereceğim. Böylece kurtarma operasyonunda öncelik tanınmasını isteyebileceğim. Girişi şöyle yapmayı düşünüyorum; Onlar hala "^^21" de sıkışmış durumda ve teknolojileri yeterli değil. Ve gezegene yeni isim bulmuşlar; "Dünya". Neden gidip onlarla iletişime geçmeyelim ki? Çeviri ekibimiz teknolojisini çok geliştirdi, bilgi yakalayıcı sistemini (BYS) de kullanarak dillerini çözebiliriz. Ama sanırım birden fazla dil kullanıyorlarmış, çok ilginç. Kendimiz için öyle bir sistemi hayal bile edemiyorum. Neyse en yaygın hangi dili kullanıyorlarsa o dilden başlarız. Çünkü acelemiz var. Benim düşüncem şudur; boşta çok fazla karadelik stoğumuz var. Onlara bu teklifle gitmeliyiz, çünkü geçmişimizden biliyoruz, zamanla boğuşmak kadar zor bir şey yok şu evrende. Ne kütle çekimi, ne de çarpışmalar. Ayrıca evrene saçtığımız X-ışınlarını da farketmiş durumdalar. Elbette bu bizi keşfetmeleri için imkansız bir bilgi ama en azından inandırıcılığımızı artırır. Olay ufkundan çok fazla korkuyorlar. Hatta gözlemleyemiyorlar bile, kuantum teoremleri tam gelişmemiş durumda. Ama kurula bu teklifimi sunup, bir an önce solucan deliğine bir ekip bırakmalarını ve "^^21" e ulaşmalarını isteyeceğim. Hatta ekibin başına beni vermelerini arz edeceğim. Umarım iyi haberler gelir, bugünlük bu kadar. Bu arada sinirlensem de röportaj için gelen genci suçlamıyorum yanlış anlaşılmasın. Yarın görüşürüz.

14 Şubat 2014 Cuma

Beynim Rüya Görmüş - 3

Denizli'deyim yakın arkadaşlarımla birlikte bi 10 kişi kadar varız ve bilmediğim sokaklarda dolaşıyoruz. Hani olur ya Dünya'nın basıklığından dolayı bazı bölgelerde yerçekimi katsayısı farklıdır. Bilinçaltımdaki bu bilgi üzerine Denizli'de bir sokakta yerçekimi sıfıra yakın ve biz o sokağa giriyoruz.

Aslında böyle bir rüya gördüğüm için çok heyecanlandım çünkü gerçekten çekimsiz uçmak ne demek hissettim. Hatta grup içinde en iyi ben uçuyorum. Kendimi bir yerde ittiriyorum bir yere uçuyorum deli gibi. Sokağın içinde bi yarım saat kadar eğlendikten sonra ben yukarıya doğru uçmayı denemek istiyorum. Diyorum ki o minicik yerçekimiyle geri dönerim, bu arada yukarıdaki elektrik tellerine bakıyorum, rotamı hesaplıyorum ki onlara çarpmıyım diye. Bu arada 2 tanesine aynı anda değersem çarpılacağımı düşünüyorum falan filan. Rüya ya, her taraf deli gibi elektrik telleriyle örülü.

Neyse ben bi şekilde yırtıyorum çarpmadan, yukarı doğru havalanıyorum. Sonra daha fazla, ve daha fazla havalanıyorum. Uzaya doğru ilerlemeye başlıyorum, gitgide korkuyorum da. Haa söylemeyi unuttum tüm bunlar olurken Bilge'yle telefonda konuşuyorum. elimde telefon yok ama teknoloji gelişmiş konuşuyorum işte bişey olmadan. Neyse yükselirken, dünya küçülmeye başladı, güneş sistemi küçülmeye başladı, samanyolu küçülmeye başladı , diğer galaksiler falan derken evren bitti ! Ve nası bişey oldu biliyor musunuz, nasıl anlatayım, 120 cm'e 250 cm bir dikdörtgen tepsi düşünün. Bütün gezegenler bir çakıl taşı gibi tepsinin üzerinde. Ben de tepsinin üzerinde oturuyorum. Kıçımla kaç tane gezegeni yörüngesinden çıkardığımı siz düşünün. Bilge'ye diyorum ki Bilge naapcam geri dönemiyorum ! Dünya'yı bulamıyorum tepsi üzerinde. Acayip bir endişe sarıyo içimi hayatım bitti diye, zaten bugünlerde çok ölüyorum rüyalarımda. Bilge'de gayet sakin bir şekilde bulursun ya ordadır diyor, iyice sinir oluyorum. Neyse efendim çakıl gezegenlerin arasında Dünya'yı ararken bi bakıyorum hop elime gelmiş Dünya. Bilge buldum diyorum , Bilge'den ses yok. Bilgeeeeeee diyorum yine ses yok. Sonra düşünüyorum ulan salak mete Dünya'nın derecesini 1 santigrat bile artırsan insanlığın kökü kuruyor, zort diye ordan oraya oynatılır mı koca Dünya.

Anlıycağınız kıyameti koparıyorum saçma sapan bir hareketle. Resmen üzüntüden kafayı yiyorum bağırıyorum ALOO ALOOOO diye. Tam o anda bağırarak uyanmışım, öyle diyorlar. İnşallah hayra alamettir a dostlar, ama şunu kesinlikle söylemeliyim ki, yerçekimsiz ortamda acayip eğlendim, herkesin bi denemesi lazım. Gördüğüm en fantastik rüya da böyleydi işteeeh.