23 Eylül 2013 Pazartesi

Yapsatçı vs Mimar

Seneler önce bir blog yazımda bahsetmiştim. Öss'ye iki sene kala mesleğime dair taşları birleştirmeye çalışıyordum. Tasarımın heyecanlı bir iş olduğunu savunuyordum ve bu yolda ilerlemek istiyordum. Mimarlık fikri ilk böyle ortaya çıkmıştı ve ben boş durmak istemedim. Denizli'de kapı kapı mimarlık ofisi gezdim ve bana mimarlığı anlatmalarını istedim. üç beş ofis gezdikten sonra küçük bir tabelası olan ve bir apartmanın ikinci katında bulunan bir ofise girdim. Merhabalar ben mimarlık okumak istiyorum falan bir iki dakika sohbet edebilir miyiz falan filan bu heyecan fışkırtan küçük çocuk triplerini geçelim.. Ben mimar değilim zottirik abi odasında, bi girip sorabilirsin dedi kapının önünde masası olan adam.

 Girdim, başladık muhabbete. Ofis çok karanlıktı ve güzel kokmuyordu. Önce ben başladım konuşmaya, tasarım heyecanımın mimarlığa yönelmemi sağladığını söyledim ve "tasarım"ın bu mesleğin neresinde olduğunu sordum. Bana dedi ki "bak abicim ben bızırtık üniversitesinde okudum (adını vermiyorum orada okuyan birisi ümidini kaybetmesin diye). Bize de öğrencilik hayatımızda tasarımdan bahsettiler, pohpohladılar ama sonra hepsinin yalan olduğunu anladık. Ben denizlideyim bir mimar .. // imza yetkisi .. // projeler hep aynı.. // ..."

Buraları tam dinleyemedim başka şeyler düşündüğüm için. Ama şunu iyi hatırlıyorum "Önünde sonunda gelinen nokta ne 'YAPSATÇILIK' .. Bak bana ne oldum ; YAPSATÇI.. "

İçimden dedim ne lan bu yapsatçılık, kelime anlamını düşününce aklıma müteahhitlik geldi. Hak ettiğini bulmuşsun dedim içimden. (müteahhitlik mesleğine lafım yok ama mimarlıkla bir tutarsan 3üncü sınıf bir öğrenci bile arkandan konuşur)

Aradan 5 yıl geçmiş, şu an mimarlık üçüncü sınıfta yapım sistemleri dersinde yapsatçılığı öğrendim. Şöyle tanımladı hoca: 10 dairelik bir apartmana giden "ben buraya 22 dairelik apartman dikcem 10unu size vercem ama kalan 12yi de istediğim gibi kullancam" diyen adammış yapsatçı. Mimarlıkta gelinecek tek nokta buymuş yani. Düşünsenize bütün mimarlık hevesiyle yanıp tutuşanların buna inandığını. Ortalık ne hale gelirdi bir hayal edin.

Tamam mimarlığı sahiplenmiyordum orada ama adam mimarlığa küfrediyordu sanki o anda. Resmen iki sene boyunca içimde patlama noktasına gelmiş, fitili ateşlenmiş havai fişeklere su döktü. Peki bunu niye söylüyorum, şuan mimarlık düşünmekte olup belki kapı kapı gezen birileri vardır diye.. Ya da mimarlığa tasarım konusunda önyargılı yaklaşanlar için, bilmiyorum..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder