18 Ocak 2013 Cuma

Gelin size bir oyun öğreticem

Zar adamı okudunuz mu bilmiyorum. Listesine kendisiyle alakası olmayan kişilikler yazıp zar atıyor adam ve çıkan kişiliğe bürünmeye yemin ediyor kendi kendine. Böylece yavaş yavaş kendi kişiliğini kaybediyor falan filan. Ben de farkettim ki son zamanlarda bu tarz hareketler yapmaya başladım. Öyle oturup öküz öküz zar atmıyorum tabiki ama normalde hiç yapmayacağım şeyler yapmaya başladım.

Birkaç örnek verelim.. Geçen gün börekçide kahvaltımı yapıyordum, abinin biri hesabını öderken dedi ki; "ne kadar tuttu benim güzel abimm!?". Bu delikanlı edalar bende yok, garipserim böyle şeyleri. Ama hoşuma da gider bu samimiyet. Peki noldu o ortamda? Adama "ahaha adama bak nası konuşuyo" diye güldüler falan mı?  Hayır. Rezil falan olmadı yani. Dedim bi gün deniyim en fazla insanlar benim gibi önyargı kurarlar. Aynı yerde yedim böreğimi, abinin kızı vardı bu sefer. "2 börek 1 çay ne kadar yapar benim güzel ablamm!?" diyip efeler gibi çıktım börekçiden. Hoşuma gitti ben de devam ettim bu oyuna. Yaptıklarım da herhangi birinden görüp benim yapamayacağımı düşündüğüm şeyler.  Bi arkadaşıma bungee jumping yaptığımı söyledim, yalan söyledim yani. Geçen gün fular takıp saçma bi sergiye gittim, hatta bi kadınla bi eseri tartıştık entel entel. Hayatımda tek sevmediğim yiyecek olan ciğeri yiyip "bayılıyorum buna yaaaau" triplerine girdim. Otobüs durağında tanıştığım bi adamla konuşurken iktidara ana avrat küfrettim. Yeditepeden bi kız arkadaşımla konuşurken starbucks'ın kahvelerine bayıldığımı her sabah orada kahvaltı yapmadan zihnimin açılmadığını söyledim. Araba kullanırken sigara içip kolumu camdan dışarı çıkardım. Pantolonumun paçalarını sıvayıp topman'de gay kıyafetleri baktım ama almadan çıktım. Hocayla konuşurken burnumu karıştırdım. Çok yakın  bi arkadaşıma fazladan bir sürü övgü saçtım bizzat kendi yüzüne. Parkın birinde çimlere uzanıp sanki doğaya aşıkmışım gibi gülümseyerek etrafı süzdüm. Bunların hepsini 4-5 ayda yaptım. Haa bide bi blog yazısı yazıyım ve yazdığım hiç bişey gerçek olmasın dedim. Şuan yazıyorum. Belki bi kişi bile olsa bişeylerin farkına varır diye. Börekçiye gittim ama o yalan değil, kolay gelsin ciğerini yediklerim..

11 Ocak 2013 Cuma

Salak Mete

Evet efendim size hala anlam veremediğim salaklığımı anlatıyorum. Bir insan nasıl bu kadar salak olabilir demeyin ben de bilmiyorum. Anlatmadan önce bilmeyenler için şu bilgiyi vermem gerek. Metrobüs durakları şöyledir : mecidiyeköy > 20 durak > cennet mahallesi > 4 durak > avcılar > en son işte 7-8 durak falan var. Şimdi ben cennet mahallesindeyim ve mecidiyeköye gitmek istiyorum. (verdiğim haritadan rotaları kontrol ederek okuyabilirsiniz çünkü az sonra kafanız karışabilir) Neyse yanlışlıkla avcılar yönüne binmişim. HAHAHA ÇOK KOMİK DİMİ.. yok yok dur ..(SALAKLIK BİR) Bindim tamam mı , ben cennet mahallesini o 7-8 durak yazdığım yerlerde sanıyorum ve doğru yönde olduğumu düşünüyorum. Neyse metrobüsün son durağı da avcılar.. İndim avcılarda, aynı yönde aktarma yaptım.  (Yani ben avcıları geçtim mecidiyeköye yaklaşıyorum sanıyorum ama daha da uzaklaşıyorum aslında) (SALAKLIK İKİ) Bu hareketten 10 dakika sonra falan " LAAAN BU DURAKLAR NE! BEN YANLIŞ YÖNDEYİMMM " aydınlanmasını yaşadım. Sonra tekrar ters yöne bindim bu arada bilgeye mesaj atıyorum allahım ne salağım ters yönde aktarma yapan tek salak benimdir herhalde diye. Neyse avcılarda bidaha aktarma yapmam gerek. Ve naptım; AVCILARDA İNİP KARŞI PERONA BİNDİM! (SALAKLIK ÜÇ) Ve bunu elimde telefonla "hehe ne salağım" diye anlatırken yaptım. Bunu yapan tek salak benimdir demiyorum çünkü normal bir insanın bunu yapma ihtimali bile yok. İlk salaklığımda mesajlaşırken gülüyordum falan ama artık moralim bozuldu. Beynimi nerede düşürdüm diye düşünüyordum. Yani o kadar saçma ki olay HİÇ KOMİK DEĞİL ARTIK. En son doğru yöne bindim ama çok şüpheli gidiyorum yani. Bitsin istedim bu işkence. Bu yazıyı da şuan hala metrobüsün içinde yazıyorum yanımdaki adam 10 dakikada bir osuruyo konsantre olamıyorum nasıl bir gün bu bilmiyorum. (ÖLÜM VURUŞU) Bilge benle nasıl çıkıyor hala bilmiyorum ama çıkıyor. Siz de arkadaşlığınızı bozmayın şu kardeşinize bi yardım eli uzatın derim :)))))))

5 Ocak 2013 Cumartesi

Cahil Mete

   İnsanın büyüme evresinde bir an oluyor, kendisini dünyanın en cahil insanı hissettiği, hiç bir yeteneği olmadığını düşündüğü ve "ben ne halt yemeye çalışıyorum lan? " dediği bir an.. tam o anlardayım . Edindiğim bilginin, tecrübenin bi boka yaramadığını farketmeye başlıyorum. Mesela bir mimarlık ortamında bir konuya yorum yapasım gelmiyor. Çünkü temelimin sağlam olmadığını düşünüyorum. Birkaç kişi var anası ninesi mimar olan, ailesinden öğrendikleri birkaç kelimeyi kullanıyorlar, artistik olan kelimelerden.. Cümlenin arasına sıkıştırıveriyorlar. Aynı kelimeyi çok farklı anlamlarda kullanıyorlar, kimse de demiyor ki "lan biraz dikkat et söylediklerine". Ama hocaların gözüne giriyorlar biliyor musunuz.
   Bizim fakülte çok garip, ayrı bir dili var. Gir içine hiç bir şey anlamazsın. Parti yapılır şarap içilir illa, İTÜ MİMARLIK RESMİ İÇECEĞİdir şarap.. Ayrı bir modası var. Buldukları saçma kıyafetleri giyip öyle takılmaları gerek okulda, yoksa dışlanacaklarını falan düşünüyorlar. İnstagramda fotoğraflarının üstüne beyaz yazı yazıp feysbuka koymaları gerek. Ama yine de Türkiye'deki en güzel bölümdür itü mimarlık ona da laf getirmem yani.  "Entel" diyoruz kendi aramızda bu özentilere, ama gerçek entellik bu değil biliyoruz. Keşke içinden öyle giyinmek gelse.. Mesela ben de giyinirken rastlantısal takılırım ama ben küçüklüğümden beri öyleydim. Bilmiyorum bana biraz ortama tutunmaya çalışmak gibi geliyor. Bırak tutunmayıver anasını satıyım, CC alıver proje dersinden, kişiliğinden değerli mi.. Dur lan CC de çok az mış BB falan diyelim hehehe.
   Neyse ben yetersizliğimden bahsediyordum. Okula yaranmak için değil, gerçek bir yorum yapabilmek için bilgiye ihtiyaç var. Ulan sanat akımları hakkında pek bişey bilmiyorum, ünlü mimarları araştırmadım, yapı bilgisi bilmiyorum ve ben 4.döneme geçiyorum. İnsan acayip telaşa kapılıyor. Hadi mimarlığı geçtim blog yazasım gelmiyor cidden. Çünkü tam donanımlı olsam günde 2-3 blog yazarım gibime geliyor. İnsanları boş laflarla meşgul etmek istemiyorum. Beni takip edenleri yani, takip etmeyenlerden sorumlu değilim bakmasaymış..
   Mesela bunu okuyan bütün mimar arkadaşlarım kendisini mükemmel görür, çünkü insan böyle bişey okurken kendisine küfredemez, iyi bari lan böyle salaklar da varmış der. Ben böyle olmak istemiyorum, bişeyleri yapmış olmak için yapmak istemiyorum, evet belli bir birikimim olmasına rağmen ben YETERSİZİM arkadaş bunu kabul etmek gerek.. Ama hırslı çocuğum ha, basketten mi geliyor bilmiyorum ama yenilgiyi yediremem ben, bi şekilde hallederiz hepsini, herşeyi öğrenir sonra hep birlikte dalga geçeriz dimi lan haheheheaheh. Samimiyetsiz, insanlar sizi...