Şimdi önce seni bi uyarmak istiyorum okumaya başlamadan, düşün çok sıkıldın, üzerine biraz daha sıkıldın ve birazcık daha.. Salak salak şeyler düşünmeye başladın, o kadar fazla düşünmeye başladın ki beynin kısa devre yaptı yapıcak. Hahh.. Ben şuan o halimdeyken düşündüklerimi yazıyorum, herşeye hazır ol, vereceğin en normal tepki "ne diyo bu salak yeaa" olacak. Ben de zaten tam anlamıyla anlatabileceğimi sanmıyorum.
Aslında herkesin düşündüğü bişey bu, yani ben öyle düşünüyorum, düşünüyosunuzdur heralde, düşünün. Ya şu dünyaya kendi gözünden bakıyosun ya, çok garip bişey lan bu. kendi kamerandan görüyosun yani . ama "aynı anda" arkadaşın "aynı dünyayı" farklı açıdan görüyo. Hep onun gözünden görmek istedim dünyayı, sen de istedin biliyorum. Ama söyliyim iyi ki görmedin. Çünkü HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRARSIN.
Neden biliyo musun? arkaaşım ben şuna inanıyorum; hepimizin algısı farklı bu hayatta. Yani duyu organlarıyla algıladığımız şeyler, herkesin beyninde farklı yorumlanıyo. Şöyle ki ; senin mavi dediğin şeye ben kırmızı diyorum aslında. Yani senin mavin, benim kırmızım. Haahahaha ulan anlatılması çok zor bişey :D salak salak cümleler yazıyorum şuan. Çok sanatsal gibi gözüküyo senin mavin falan.. öhöö neyse konumuza gelelim. Yani sen mavi (bana göre) bi nesneye baktığında kırmızı görüyosun, fikriye pembe görüyo, nazmi turuncu görüyo, ben mavi görüyorum. Ama hepimiz ona MAVİ diyoruz. O yüzden diyorum gelsen benim kadrajımdan baksan dünyaya, iğrenç bi renk cümbüşüyle karşılaşırsın. Anneni kahverengi görmek, papatyayı siyah görmek, şrek'i sarı görmek pek hoşuna gitmez. Ama ben de buna alışmışım işte bana normal geliyo.
Hatta ve hattaaa, sadece renk de değil. (Şuan biraz daha saçmalamaya başlıcam kemerlerinizi sıkıca bağlayınız türbülansa giriyoruz) Sen benim çemberime, üçgen diyo olabilirsin. ( Sakın üçgenin çapını nası hesaplardım o zaman deme onu ben de bilmiyorum dur bi) Ama şöyle açıklıyım, mesela bi iğneye dokunuyorsun sen onu sivri görüyorsun dokunuyorsun acıyo. Ben aynı iğnenin ucunu düzlemsel görüyorum dokunuyorum ama benimki de acıyo! Ve ikimiz de buna SİVRİ diyoruz. Böylece problem kalmıyo. Off anlatamadım galiba ama anlıyo numarası yapın çok heycanlıydım buna başlarken. Aha dur buldum! Mesela şunu düşün sen güzel bi kıza bakıyosun normal insan gibi görüyorsun, ben bunca yıldır bütün insanları avatardaki gibi görmüşüm mesela. Ama kimse farkedemiyo işte karşılaştıramadığı için. O yüzden ben o senin güzel dediğin kızı hep yaratık gibi iğrenç bişey olarak gördüm aslında. Ama ikimiz de GÜZEL dedik.
Algı meselesi çok değişik gerçekten, çoğunuzun bunları düşündüğünü biliyorum dünyadaki tek gerizekalı ben değilim. 4-5 yaşındayken falan hep gördüğümü direk kağıda çizebilmek isterdim. Ama kağıdın üst tarafında M harfi gibi bi karartı olması gerekiyodu.(Anlamadıysan bakabildiğin kadar yukarı bak kaşlarının olduğu kısmı öyle görüceksin) Tabi kağıdın altında da burnum olmalıydı, çünkü baktığımda görüyorum. Ama büyüdükçe anladım ki onu çizmek o kadar da kolay değilmiş. Sonra zaten çizimim kötü dedim kolayına kaçtım.
Yaaaaani kafayı sıyırmadan düşünmeyi bıraktım en sonunda, şuan fikirler çok havada ama ilerde hepsini toplıycam ve bununla ilgili bi film çekicem, Aynı konuyu 4 farklı animasyon tekniğinde izliyceksiniz. Çünkü biliyosunuz 4 kişinin de algısı farklı. Güneşli bi günü bazısı turuncu , bazısı mavi, bazısı simsiyah görüyor. Ama hepsi MUTLU oluyor..