23 Ekim 2012 Salı

Marjinal olunmaz, marjinal doğulur

Ya bu herkesin gittiği yoldan gitmeyip kendi yolunu çizen insanlar çok etkilemeye başladı beni son günlerde. Hani şu "vızırvızırda bir dönüm noktası" olan yazarlar,müzisyenler, sanatçılar neyse.. Aklıma gelen ilk örnek şuan andy warhol. Hani şu pop art insanı, webcam toy da fotoğraflarımızı bızırttığımız efektin babası. Adam "bu ne biçim sanat anlayışı la" demiş ve her osurduğu acayip değer kazanmış. Eserlerini asistanlarına yaptırdığı ve fırçaya dokunmadığını bile duydum adamın. Doğrudur yanlıştır bilmem ama sanat anlayışıyla dalga geçmiş yani. Bir insanın "bu iş böyledir" dendikten sonra "he tamam" demeden "has*** lan" diyebilmesi benim hoşuma gidiyor resmen (blogumda küfür edilmez aaaa ayıp).

 Ya da hani deneysel müzik diye başlayıp şuan dinlemekten hoşlandığımız gruplar varya. Nasıl başlıyorlar acaba ilk o tarzı çalmaya. Bişey üretip ondan zevk alıyolar ve o anda beğendirme kaygılarının olduğunu zannetmiyorum. Yanlış anlaşılma olmasın bu işi gerçekten "farklı" hissederek yapan insanlardan bahsediyorum. Sırf farklı olsun diye yapanlardan değil. Marjinal olmak için marjinal olunmaz. 


Ya da bırakıyım bu süslü lafları olaya çok farklı bi açıdan bakayım; mesela bu okuldaki sessiz sessiz oturan tipler varya. Hani gün gelir çok iyi not alır, çok iyi bişey çizer, çok iyi futbol oynar, çok iyi proje yapar.. Aaa embesil değilmiş dersin. İşte o tipler bile beni etkiliyo. Sessiz olmak için sessiz olmuyor o yani. Kendi içinde bi düzeni var ve bulunduğu ortam o düzene uygun değil. Yani bizim ortamımızı reddediyo ve çizgisini bozmadan devam ediyo. O zaman andy warhol'u nasıl ünlü yaptıysak, o çocuğa da saygı duymamız gerekir, dalga geçmemek gerekir. Gidin bi ihtiyacın var mı kardeşim deyin bişey deyin. Nerde sessiz adam var onun içinden kesin bi cevher çıkar ha. Çok konuşan adamdan bişey beklemiyorum ben. Ben de çok ve gereksiz konuşurum bazen. O yüzden bu embesil tipleri kıskanıyorum arada. 


Ya da şöyle de bakabiliriz bu kanıma ; hani acayip uçuk senaryolar varya. Fantastik senaryolar falan.. İşte avatar,matrix,kült filmler hatta animasyon filmleri... Eline kağıdı aldın senaryo yazıcan, dünyayı düşünüp dünyayla alakasız bişey üretmek herkesin harcı değil. Hiç var olmayan bişey düşünüp onu insan mantığının içine sığdırmak babayiğitlik ister arkadaş. Biz böyle insanların o değerli fikirleriyle gelişiyoruz işte. Birden farklı düşünmeye başlıyoruz ve beynimizin içindeki dünya genişliyo. Daha fazla nöron kullanıyoruz artık düşünürken. Çünkü tek bişey düşünmek yerine onun alternatiflerini de düşünüyoruz, karşılaştırma olanağımız artıyo, değer kıyasını daha iyi yapıyoruz. Ama işte bazıları bu durumdan hoşlanıp "ben de farklı olucammm!" gazının bokunu çıkarıyo. Ortaya samimiyetsiz bi eser,film,sunum,muhabbet,okul,şarkı çıkıyo. İnsanın hevesini kaçırıyo.