28 Ağustos 2012 Salı

Bitmesini istemediğim anlar var

Şuan evde herkes uyuyor, sabahın ilk ışıklarını sanki akşamüstüymüş gibi hissetmek istiyor insan. Birkaç saniyeliğine kandırabiliyorum kendimi, mutlu oluyorum. Gerçekten hissedebildiğim için mi mutlu oldum yoksa durduk yerde böyle bir çabaya girdiğim için mi? mutlu oldum işte lan, "niye mutlu oldum" da ne demek. 

eskiden bu saatlerde herkes msnde olurdu. o an kim çevrimiçiyse gaza getirir sabah sporuna giderdik. terlersin ve sabahın serinliği üzerine vurur, derin bi nefes alırsın, yine bir mutlu olma anı başlar, o anı kaydedersin, kaydetmeye çalışırsın, unutmak istemezsin. kafana bişey taktıgında bu anı tekrar hatırlayıp mutlu olabilmek için. Tekrar basarsın bisikletin pedalına sonra, soğuk bi su içersin. Günün diğer saatlerinde içtiğin suyla aynı olmasına rağmen daha bi doğal gelir sana. Sanki dağların pınarlarından sana ulaşmış zannedersin o belediye suyunu. Olsun. Dağların pınarlarından geldi o. 

Pınar da ne mutluluk verici bi kelimeymiş. dere, ırmak falan neyse de pınar direk hayallerdeki hollanda ovalarını çağrıştırıyor. Acıktığını hissedersin sonra sıcacık bi poğaça alırsın yanında çayla. Arkadaşınla sohbet ederken gökyüzünün son 10 dakkada aydınlandığını düşünürsün. Sana öyle gelir. O anın hiç bitmesini istemezsin, rutin hayatın telaşına tekrar katılmak istemezsin. O anın bitmemesini istediğim anlardan biri de şuan, şu dakika,bu günler, bu haftalar. teşekkürler.